Filistin: İnsanlığın Sınandığı Topraklar, Dinmeyen Sızı ve Onurlu Direniş

​"Bu makale; bir halkın silinmek istenen hafızasını, taş tutan ellerin asaletini ve barışa giden engebeli yolu kayıt altına almak için kaleme alınmıştır."

​Bölüm I: Tarihsel Arka Plan ve "Nakba" (1948 - Büyük Felaket)

​Her şey, 14 Mayıs 1948 tarihinde Siyonistlerin Filistin topraklarında İsrail Devleti'ni kurduğunu ilan etmesiyle başladı. Bu ilan, Filistinliler için sadece bir sınır değişimi değil, "Nakba" yani topyekûn bir yıkım anlamına geliyordu.

​Sistematik Sürgün: Siyonist milisler, Filistin köylerine acımasızca saldırarak silahsız sivilleri katletti. Yüzlerce köy ve kasaba haritadan silindi; on binlerce Filistinli, evlerinden, zeytin bahçelerinden ve ata yadigârı yurtlarından sökülüp atıldı.

​Mültecileştirme: Aileler parçalandı, malları gasp edildi ve geride sadece korku ve yıkım kaldı. Bu vahşet, Filistinlilerin kendi vatanlarında mülteci konumuna düşürüldüğü bir etnik temizlik operasyonuydu.

​Bölüm II: Gazze Ablukası ve Açık Hava Hapishanesi

​Bugün Gazze Şeridi, 2.3 milyon insan için dünyanın en büyük açık hava hapishanesidir. 2007'den beri süren bu kuşatma, sadece askeri değil, insani bir soykırım girişimidir.

​Tam Kuşatma: İsrail; hava, kara ve denizden bu daracık toprağı tamamen kilit altına almıştır. Temel gıda maddeleri, ilaç, yakıt ve inşaat malzemeleri bile kısıtlanmakta; halk yavaş yavaş ölüme terk edilmektedir.

​Toplu Cezalandırma: Uluslararası hukuka göre bu durum açıkça "toplu cezalandırma" suçudur. Gazze halkı, bu abluka altında adeta bir varoluş sınavı vermektedir.

​Bölüm III: Sistematik Saldırılar ve İnsanlık Dışı Eylemler

​İsrail ordusu, Gazze'yi en modern silahların denendiği bir askeri laboratuvar gibi kullanmakta, sivil hedeflere yönelik saldırılarla adeta insanlığın vicdanını test etmektedir.

​Çocukların Katledilmesi: Saldırılarda ölenlerin büyük bir kısmı çocuklardır. Okul önlerinde, oyun parklarında veya evlerinde bombalarla paramparça olan binlerce çocuğun hikâyesi, vicdanları kanatmaktadır.

​Hastanelere ve İbadethanelere Saldırı: Koruma altında olması gereken hastaneler, okullar ve camiler defalarca hedef alınmıştır. Doktorlar ve sağlık çalışanları doğrudan hedef seçilerek insani yardım koridorları tıkanmaktadır.

​İşkence ve Onur Kırıcı Muamele: Tutuklanan Filistinliler, sorgu merkezlerinde akıl almaz psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmaktadır.

​Bölüm IV: Uluslararası Unutkanlık ve Çifte Standart

​Belki de en acı olanı, dünyanın bu vahşet karşısındaki sağır edici sessizliğidir. "Uluslararası toplum" adı verilen yapının sergilediği ikiyüzlülük, adalete olan inancı sarsmaktadır.

​Küresel Sessizlik: Birleşmiş Milletler ve Batılı devletler, İsrail'in işlediği savaş suçlarını görmezden gelmekte veya etkisiz kınamalarla vakit kazanmaktadır.

​İnsan Hakları Nerede? Başka bölgelerdeki hak ihlalleri için dünyayı ayağa kaldıranlar, Filistinli çocuklar söz konusu olduğunda "güvenlik" maskesinin ardına gizlenmektedir.

​Bölüm V: Taş Tutan Annelerin Sessiz Çığlığı

​Tüm bu imkânsızlıklara ve küresel sessizliğe karşı, Filistin'in onurunu ve umudunu ayakta tutanlar kadınlardır.

​Asalet ve Direniş: Filistinli kadınların kucaklarında taşıdığı o taşlar; sadece birer savunma aracı değil, zulme karşı asla diz çökmeyecek bir halk iradesinin sarsılmaz sembolüdür.

​Onur Zırhı: Evlatlarını toprağa verseler de ruhlarını düşmana teslim etmeyen bu kadınlar, Filistin'in yalnız olmadığını tüm dünyaya en vakur halleriyle kanıtlamaktadır.

​Bölüm VI: Güncel Durum ve Ateşkes (13 Ekim 2025)

​Haftalar süren gerilimli müzakerelerin ardından varılan 13 Ekim 2025 ateşkesi, yüreklere su serpen bir nefes olmuştur.

​Kırılgan Bir Umut: Top seslerinin susması tüm İslam âleminde sevinçle karşılansa da, yine sözünde durmayanlara karşı bu süreç temkinli takip edilmelidir.

​Diplomatik Çaba: Türkiye, Mısır ve Katar gibi ülkelerin yoğun çabaları bu sessizliği sağlamış olsa da, kalıcı barış ancak işgalin sona ermesiyle mümkündür.

​Sonuç: Barış Ancak Adaletle Gelir

​Unutulmamalıdır ki ateşkes sadece bir başlangıçtır. Asıl süreç; rehinelerin hürriyetine kavuşması, Gazze'nin yeniden inşası ve Filistin'in tam bağımsızlığıdır.

​Önemli Not ve Tarihi Uyarı

​Şunu asla unutmayın ve aklınızın bir köşesine bir daha çıkmamak üzere kazıyın: Karşımızda Kur'an-ı Kerim'de lanetlenmiş, tarih boyunca karakteri zerre değişmemiş meşun bir topluluk var.

​Kendi peygamberlerini bile acımasızca öldüren, hidayete sırt çeviren bir topluluktan bugün düzelmelerini mi bekliyorsunuz? Medine'de Peygamber Efendimiz'e bile hıyanet edenlerin erdemli davranacağına inanmak gaflettir. Bizim bizzat gördüklerimiz ve yaşadıklarımız hep aynı hakikati haykırır: Yahudilerin "iyisi" olmaz; sadece kötülük yapmaya gücü yetmediği için "iyi" davrananı olur. Fırsat buldukları anda gerçek ve karanlık yüzlerini ortaya koyan bu lanetli Yahudi zihniyetine karşı uyanık olun.

​Bu ateşkes vesilesiyle bir kez daha idrak etmelisiniz ki; Yahudiler asla sözlerinde durmazlar. Bu gerçeği artık anlayın, kalbinize mühürleyin ve bu sinsi stratejiyi bir kenara not edin: Onların merhameti zafiyetten, sessizliği ise pusuda beklemekten ibarettir. Artık bunu anlayın!