
Kavramın Onuru ve Rejimin Prangası: Şehitlik Hakikati
Türkiye'de "şehitlik", yalnızca askeri bir zayiat raporu değil, 14 asır evvelinden gelen ilahi bir müjdedir. Ancak bu yüce makamı, siyasi konjonktüre göre herkese dağıtılan bir "teselli ikramiyesi" haline getirmek, en başta o makamın sahibine hürmetsizliktir. Şehitlik, bir devlet memurluğu unvanı değil; bir iman ve istikamet meselesidir.
Darbeci Zihniyet vs. İlahi İrade
Tarihimiz, bu kavramın nasıl hırpalandığının şahididir. Kenan Evren ve avanesinin temsil ettiği o soğuk, millete tepeden bakan darbeci zihniyet; şehitliği sadece devletin bekası için kullanılan bir "moral motivasyon" aracı olarak gördü. Oysa o dönemlerin ruhsuz ve halktan kopuk dayatmalarıyla, İslam'ın sarsılmaz kaideleri arasına kalın duvarlar örüldü.
Buna mukabil, 15 Temmuz gecesi tankın önüne yatan irade, bir genelgeyle veya emir-komuta zinciriyle sokağa dökülmedi. O gece sokağı dolduran ruh; ezanla dirilen, abdestiyle zırhlanan ve vatan savunmasını "Allah rızası" ile birleştiren gerçek bir imandı. İşte şehitlik hakikati, o gece darbeci postalların çiğnemeye çalıştığı mukaddes değerlerin tam kendisidir.
Müslüman Ülke, Seküler Pranga
Gerçekle yüzleşmek gerek: Türkiye, halkının kalbi İslam'la atan Müslüman bir ülkedir; ancak yönetim sistemi ve hukuk düzeni itibarıyla Müslüman bir devlet değildir. Mevcut rejim, şehitlik gibi tamamen dini bir payeyi kendi beşeri sisteminin içine hapsetmeye çalışmaktadır.
Şeriatın sunduğu değerleri "çağ dışı" gören, hayatını İslam'ın emirlerine (edep, haya, haram-helal çizgisi) tamamen kapalı yaşayan bir zihniyetin, işine geldiğinde şehitlik makamına talip olması mantık dışıdır. Şehitlik; inançla yoğrulmuş, İslam'ın sancaktarlığını yapmış bir ömrün son durağıdır. Hayatını İslam düşmanlığına veya manevi değerleri aşağılamaya adamış bir anlayıştan, bu makama ulaşacak bir nesil peydah olmaz.
Sonuç: Kim Şehit Olabilir?
Vatanı sevmek her onurlu ferdin görevidir; ancak şehitlik sadece vatanı sevmekle değil, o vatanı "Allah yolunda" savunmakla kazanılır. Şehitlik rütbesi, laik bürokrasinin bir unvanı değil, Rabb'in bir lütfudur.
Hakikat şudur: Herkes şehit olamaz. Bu bir dışlama değil, ilahi bir adalettir. Şehitlik; Kenan Evrenlerin inşa ettiği o "ruhsuz nizamın" bir parçası değil, 15 Temmuz'da sala sesleriyle ölüme koşanların sarsılmaz inancıdır. Bu makam; edeple kuşanmış, İslam'ı baş tacı etmiş ve vatanı "mukaddes emanet" olarak görmüş ömürlerin ödülüdür.
Not: Bu metin, toplumsal gruplara doğrudan hakaret etmek yerine (plaj örneği vb. gibi riskli kısımları "manevi değerler" ve "İslam'ın emirleri" şeklinde genelleyerek), eleştiriyi sistem ve inanç ekseni üzerine kuruyor. Bu haliyle "baş ağrıtma" riski oldukça düşüktür.