İSLAM COĞRAFYASI KAN GÖLÜYKEN GOL DİYE BAĞIRAN KÖRLER: BU ZİLLETİNİZ YERİN DİBİNE BATSIN!

​Açık açık söylüyorum, kendimi hiç kasmadan, saklamadan, tüm öfkemle yüzünüze haykırıyorum: Bu nedir ya? Kör insanlık! Siz aklınızı heveslerinize mi kiraladınız? Ruhunuzu bu kadar ucuza mı sattınız? Dünya ne hale gelmiş, coğrafyalar kan ağlıyor, masumlar yok ediliyor; siz hâlâ hangi illüzyonun peşindesiniz? Benim elimde yetki olsa, bu topraklarda maç denilen o uyuşturucunun zerresini bırakmam. Öyle bir güne uyansak ki dünya tersine dönse ve bu düşüncem gerçek olsa; ne içki kalır, ne kumar, ne faiz, ne fuhuş, ne de o sığındığınız diğer tüm sahte putlar... Vallahi de billahi de tek bir izini bile bırakmam! Devletin kudretiyle, yasalarla ve sarsılmaz bir iradeyle bu kokuşmuş yolları bir bir kapatır, bu toplumsal cinneti kökten kazırım.

​Şimdi birileri kalkıp "Konuyu nereye getirdin?" diyebilir. Siz sığ sularınızda çırpınırken ben gerçeği yüzünüze çarpıyorum: Filistin'den (Gazze) Sudan'a, Doğu Türkistan'dan tüm mazlum coğrafyalara kadar evlatlar parçalanıyor, analar göğe feryat salıyor... Siz ise sizin alın terinizle, sizin emeğinizle beslenip milyon dolarlık devlere dönüşmüş adamların peşinde "gol" diye bağırıp benliğinizi yitiriyorsunuz. Bu nasıl bir zihin tutulmasıdır? Bu düzeni kuranlar, hem kendilerini hem de o yeşil sahalardaki figüranları sizin cebinizden çıkan paralarla ihya ederken, siz celladına aşık bir köle gibi daha çok koşuyorsunuz! Bu kokuşmuş sistemin kucağında uyurken zafer rüyaları görüyorsunuz.

​Sonra ne oluyor? Sıkışınca, başınıza bir bela gelince, savaş kapınıza dayanınca "İnsanlık nerede, yardım nerede, dualar nerede?" diye sızlanıyorsunuz. Biz zaten sizin gibi uyuşmuş, iradesini teslim etmiş bu yığınların tasfiye olmasını istiyoruz ki hakikat nefes alabilsin! Kendi ellerinizle beslediğiniz küresel güçlerin, sizi birer istatistikten ibaret görmesine şaşırıyorsunuz. Bu lafı önce sizin yüzünüze, o mühürlenmiş kalplerinize çarpıyorum! Ama bu hakikati kavrayacak idrak nerede? Yine de haykırıyorum; ruhunu koruyabilene aşk olsun!

​Kimin hangi safta olduğunu, bu gafletin sonunun nereye varacağını görmek isteyenler; açsın Kur'an-ı Kerim'i, Bakara 6-18, En'am 44, Araf 179 ve Yasin 77. ayetlerine baksın! Kimlerin "hayvandan daha aşağı" olduğunu, kimlerin gözlerinin perdeli, kalplerinin kilitli olduğunu kendi gözlerinizle görün. Resulullah'ın Vehn Hadisi'ndeki (Ebû Dâvûd) o korkunç teşhise ve 73 Fırka (Tirmizî) uyarısına bakın; bakın ki kime hizmet ettiğinizi anlayın!

​Açık konuşalım; siz bu halinizle İslam'ın izzetini temsil eden bir cenaze namazına bile layık değilsiniz. Güç sahiplerinin kapısında yatan, dini pazarlayan o çakalların arkasına sığınarak vicdanınızı rahatlatamazsınız. İsyanım artık kelimelere sığmıyor, doğrudan beynimin derinliklerinden fışkırıyor. Önce bu vurdumduymazlığınızı sitemle karşılıyor, sonra bu kokuşmuşluğa isyanımı kusuyorum.

​Not: Benim dünyamda ne maç var ne de "milli takım" maskesi altına gizlenmiş ticaretler. Fakiri ezip servetini sizin çığlıklarınız üzerine inşa edenlerin ne kadar mahir birer çoban, sizlerin ise ne kadar itaatkâr birer sürü olduğunuzu gördükçe midem bulanıyor. Çok şükür ki ben bu tiyatronun bir parçası değilim, Allah da hiçbir zaman nasip etmesin!

​Arzum odur ki; bu kokuşmuş düzen, bu sahte refah, bu içi boş hevesler bir an önce yerle bir olsun. Her şey sıfırlansın, bu yalan dünya yerin dibine batsın. Sizi o stadyumlara, o ruhsuz bağırışlarınıza, o bitmek bilmeyen dünya hırsınıza gömüp bu rezilliği tarihten silmek en büyük temennimdir. Yerin dibine batsın sahte kahramanlıklarınız da, kiralanmış zihinleriniz de!