ADALET VE ŞUUR: VATANIN TEMİNATI OLANLARA SAYGI ESASIMIZDIR
Toplumun huzuru, devletin ve milletin ayakta kalması, bazı değerlerin ve kurumların kutsiyetine olan inançla mümkündür. Bizler, yaşadığımız her türlü sıkıntıya ve hukuk mücadelesine rağmen, pusulamızı şaşmadan devletimizin ve milletimizin hizmetinde olanlara saygımızı korumakla yükümlüyüz.
Bu ülkenin harcında emeği olan, her biri toplumun bir yapı taşı olan şu değerlere hürmet, vatandaşlık borcumuzdur:
- Din Adamları: Maneviyatın ve ahlaki değerlerin öncüleri.
- Öğretmenler: Geleceğin mimarları, cehaletin düşmanları.
- Doktorlar: Şifa dağıtan, yaşamın kutsallığını koruyanlar.
- Bilim İnsanları: Akıl ve teknolojinin ışığında geleceği yazanlar.
- Mühendisler: Ülkenin kalkınmasına imzasını atanlar.
- Devlet Adamları: Adalet ve nizamın tesisi için çalışanlar.
- Asker ve Polis: Bayrağın gölgesinde vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyan, canını ortaya koyan güvenlik kalkanımız.
Bugün adliyelerde veya kamu alanlarında bu kutsal görevleri yerine getiren insanlara yönelen şiddeti; kaos arayışını ve haksız saldırıları asla kabul etmiyoruz. Bizler, cezaevlerinde bulunmuş, sistemin içinde yoğrulmuş insanlar olarak biliyoruz ki; hak aramak başka, devlete ve görevlilerine düşmanlık etmek başkadır.
Dış mihraklar kaos beklerken, bizler birbirimize kenetlenmek zorundayız. Şahsi öfkemizi, vatanın bekasının üstünde tutmak, cehaletin en büyük örneğidir. Biz, kendi ülkemiz içinde düşman değil, aklını ve sağduyusunu kuşanmış bir milletin parçasıyız.
Aklımızı başımıza alalım! Kavgayla değil akılla, şiddetle değil hukukla mücadele edelim. Vatan bizim, millet bizim, devlet bizim. Bu şuurla hareket eden herkes, aslında bu vatanın gerçek muhafızıdır.