Akit ve Fiili İzdivaç: Peygamberimize (s.a.v.) Yönelik İftiraların Çürütülmesi
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) yönelik eleştiriler ve mesnetsiz iddialar, bir "bilmeme" meselesi değil; hakikatin apaçık bilinmesine rağmen, küfürde derinleşenlerin kasıtlı bir çarpıtması ve azgınlığıdır. Bu konudaki en büyük ve sistematik iftira, Hz. Âişe validemizin evlilik yaşına dair "9 yaş" rivayetini günümüz modern takvim anlayışıyla yorumlayarak servis etmektir. Oysa Kur'an-ı Kerim, sahih hadis kaynakları ve o dönemin sosyo-kültürel yapısı derinlemesine incelendiğinde, hakikatin bu kirli algı operasyonlarının çok ötesinde olduğu gün gibi ortadadır.
İlahi Beyan ve Nebevi Vakar
Böyle bir Peygamber ki; bizzat Allah Teâlâ tarafından özel ayetlerle korunmuş, tezkiye edilmiş ve Kur'an-ı Kerim'de kendisinden doğrudan veya dolaylı olarak 40'tan fazla yerde övgüyle bahsedilmiştir. Allah'ın bizzat Kalem Suresi (68) 4. Ayet'te:
"Ve şüphe yok ki sen, pek büyük bir ahlak üzeresin."
buyurarak tescillediği, Kur'an'ın kendisine indirildiği bir zat hakkında bu tür aşağılık iddialarda bulunmak, doğrudan Allah'a ve kitabına savaş açmaktır. Bu iddiaları ortaya atanlar, meseleyi bilmedikleri için değil, inkârlarında ve kalplerindeki hastalıklarda doymadıkları için bu yola başvurmaktadırlar. Allah'ın vaadiyle ebediyen sönmeyecek olan o muazzam nuru, kendi kıt akılları ve üflemeleriyle söndürebileceklerini sanmaları, düştükleri acizliğin ve zavallılığın en somut nişanesidir.
Günümüzde özellikle İslâm evlilik hukuku ve Hz. Peygamber'in (s.a.s.) özel hayatı hakkındaki yersiz tartışmalar ve kasıtlı çarpıtmalar zihinleri bulandırmaktadır. Mesele kökünden ve derinlemesine anlaşılmadan hüküm verilmektedir.
9 Yaş Rivayeti ve Gerçek Yaş Hesaplaması
Eski Arap toplumunda yaş hesaplama geleneği, bugünkü nüfus kayıt sisteminden tamamen farklı bir mantığa sahipti. O dönemde kız çocukları için yaş sayımı, biyolojik doğumlarından değil, fiziksel olgunluğa erip "birey" kabul edildikleri buluğ çağından itibaren başlatılırdı. Genellikle bu sınır 10 yaş olarak kabul edilirdi.
Buradaki matematiksel gerçeklik çok nettir: Arap geleneğinde çocukluk dönemi sayılmaz, 10 yaşından sonraki her yıl "bir" denilerek sayılmaya başlanırdı.
•Kız çocuğu 11 yaşındaysa: (11 - 10) = 1 yaşında denirdi.
•Kız çocuğu 15 yaşındaysa: (15 - 10) = 5 yaşında denirdi.
•Kız çocuğu 19 yaşındaysa: (19 - 10) = 9 yaşında denirdi.
Dolayısıyla Sahih-i Buhârî ve Sahih-i Müslim gibi temel kaynaklarda geçen "9 yaş" ifadesi, aslında buluğ çağından sonra geçen 9 yılı temsil eder. Bu da Hz. Âişe validemizin evlendiği sırada biyolojik olarak 19 yaşında, rüştünü ispat etmiş yetişkin bir genç kız olduğu gerçeğini mühürlemektedir. Hz. Âişe validemizin evliliği hakkındaki bu gerçekleri, Müslüman kardeşlerimizin zihinlerindeki çelişkileri gidermek için güçlü bir şekilde ifade etmek şarttır.
Kur'an-ı Kerim ve Kurtubi Tefsiri Işığında Ahzâb Suresi 50. Ayet: Peygamber'e Mahsus Evlilik Hükümleri ve Hikmeti
Kur'an-ı Kerim, Ahzâb Suresi'nin 50. ayetiyle, Resulullah'a (s.a.s.) ümmetinden farklı, ilahi bir yetki ve statü tanımıştır. İmam Kurtubi (ö. 671/1273), bu mübarek ayetin tefsirinde (el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân) meseleyi fıkhî ve ahlâkî boyutlarıyla izah ederken, bu hükümlerin ne denli özel ve hikmet dolu olduğunu açıkça ortaya koyar.
Ayetin Kapsamı: Helal Kılınan Dört Kategori
Kurtubi, ayette geçen "helal kıldık" ifadesinin, Hz. Peygamber'e (s.a.s.) dört kategorideki kadınlarla evlilik ve cinsel ilişki izni verdiğini vurgular:
Mehirlerini Verdiği Hanımlar: Genel nikâh hükümleri teyit edilerek, mehir karşılığında yapılan evliliklerin meşruiyeti belirtilmiştir. Bu evlilikler, aynı zamanda hanımların fakirlikten kurtulması için de bir vesiledir.
Ganimet Olarak Sahip Olunan Cariyeler: Bu, o dönemin hukuk düzeninde mülkiyetin cinsel meşruiyet yolu olarak kabul edildiğini gösterir. Kurtubi, bu yolun kadınların iftiraya uğramasını, öldürülmesini veya cinsel saldırıya uğramasını önlemeyi hedefleyen toplumsal ve hukuki bir tedbir olduğunu ifade eder.
Hicret Eden Akraba Kızları (Amca, Hala, Dayı ve Teyze Kızları): Bu ifade, sadece Medine'ye hicret eden akraba kızlarına mahsus özel bir hüküm taşır ve diğerlerini genel hükümlere bırakır.
Peygamber'e (s.a.s.) Kendini Hibe Eden Mümin Kadınlar: Ayetin en müstesna kısmıdır. Bir kadının mehir talep etmeksizin evlilik için kendisini sunabilmesi, sadece Hz. Peygamber'e (s.a.s.) tanınmış bir ayrıcalıktır (hâssa).
Hz. Aişe validemizden gelen rivayetler de bu ayrıcalığın, Peygamber'in (s.a.s.) yüksek makamını ve mahremiyetini gösterdiğini teyit eder.
Nübüvvetin Ayrıcalığı ve Hikmetleri
Ayetin sonundaki "Bu sadece sana mahsus bir ayrıcalıktır, müminlere değil" ibaresi, hükmün kesinliğini vurgular. Kurtubi, bu ayrıcalıkların hikmetini şöyle özetler:
Peygamberlik görevi hasebiyle özel hak tanınması; İslâm'ı yayma, siyaset, kabile ilişkilerini güçlendirme ve Müslüman kadınlara örnek teşkil etme gibi stratejik amaçlardır. Peygamber'in (s.a.s.) evlilikleri, yalnızca nefsi arzuları değil, tebliğ ve siyasi hikmetleri de barındıran adımlardır.
İftiraların Odağındaki Akıl Tutulması ve Tekfir Beyanı
Be geri zekalılar! Sizin yaptığınız bu iğrenç konuşmayı ne Nemrut ne Firavun ne Ebu Cehil vs. yapmadı. Yani sizler adeta şerefsizlikte yarışıyorsunuz. Sizin amacınızın sadece ortalığı karıştırmak ve İslam'a olan nefretinizi kusmak olduğu apaçık ortada. Sizin aklınız, mantığınız ve vicdanınız alıyor mu ki; hayatı boyunca edep, iffet ve adalet timsali olmuş bir Peygamber, sizin o kirli zihninizdeki iftiraları gerçekleştirsin? Bu sadece İslam'a değil, bizzat fıtrata ve akla aykırıdır.
Aha! Şimdi birileri çıkıp "Tekfir etmek günahtır, sen bilemezsin, Allah bilir" demez mi? Hişt! Sakın ha, bana kelime cambazlıkları yapmayın. Bu cambazlıkları bir kenara bırakın! Ben açık konuşuyorum ve sözümün de sonuna kadar arkasındayım: Vallahi de, Billahi de, Tallahi de bunlar kafirdir! Hem de kafirin en aşağılık olanlarından, kafirliğe doymayanlarındandır. Peygambere dil uzatmak, O'na bu tür sapıkça iftiralar atmak başka hangi sıfatla açıklanabilir? Evet, Allah'ın adını anarak söylüyorum; bunları tekfir ediyorum!
Bunu kafirden başkası yapmaz. Bu hakareti yapıp da hâlâ "Ben de Müslümanım" diyen adamın namusu da olmaz, şerefi de olmaz, ahlakı da olmaz! Böyle bir adamın karakteri çöplüktür, namusu ayaklar altına alınmış bir hiçe dönüşmüştür.
Sonuç: Hakikat, Cehaletin Karanlığını Boğacaktır
Yaratılış gayesinden kopmuş, ahlaki pusulasını kaybetmiş bir zihniyetle hakikat tartışmak beyhude bir çabadır. Arap toplumundaki yaş sayma geleneğini kasten çarpıtarak bu iftiraları atanlar, haysiyet yoksunu müfterilerdir. Hakikatin güneşi bu pisliği elbet boğacaktır. Bizlere düşen; o tertemiz hayatı, ayetlerin ışığını ve tarihi gerçekleri en sert, en tavizsiz sesle haykırmaktır. Peygambere dil uzatanın ne bu dünyada ne de ahirette sığınacak bir limanı kalmayacaktır.
Cahil cahildir, kâfir kâfirdir. Cehalet ve inkâr, dışarıdan gelen sözlerle değil, kişinin kendi içinde uyanan bir aydınlanmayla ortadan kalkar. Fitneci karakterin olduğu yerde, bahçeler sulansa dahi, değişim kişinin kendi içinde uyanmasıyla başlar.
Bu gerçeklere ve yüce değerlerimize inanmayanlara, inkârda ve cehalette direnenlere, sözümüz son olarak şudur:
"Ey kâfirler! Sizin dininiz size, benim dinim banadır!"
(Kâfirûn Suresi, 6. Ayet)
Not: Burada bahsedilen 19 yaşındaki durum, nikâh akdinin yapıldığı dönemi ifade etmektedir. Yani bu bir akitti; 19 yaşında gerçekleşen bir evlilik akdi/anlaşmasıydı. Düşünün ki bu sadece sözleşme aşamasıydı; fiili izdivacın (gerçek evlilik hayatının ve bir araya gelmenin) tamamlanması ise Hz. Âişe validemizin ilerleyen yaşlarını, yani 21-22 yaşlarını bulmuştur. Dolayısıyla 19 yaş, doğrudan fiili evliliğin başladığı an değil, akdin yapıldığı süreci kapsar. Bunu özellikle düşünün ve bilin ki, mesele iddia edildiği gibi değildir.
Son olarak:
Ayet ve hadisleri derinlemesine kavramak istiyorsanız; meal, mana ve tefsirin birbirinden tamamen farklı şeyler olduğunu bilmeniz gerekir. Doğru bir anlayış için şu ayrımı gözetmelisiniz:
•Meal: Doğrudan okuduğunuz kelimenin Türkçesidir.
•Mana: O kelimenin derinlik dehlizlerine girip onu açmaktır.
•Tefsir: Meseleyi bağlamı ve detaylarıyla genişleterek açıklayarak anlatmaktır.
cehaletinanatomisi.com