
Dijital Lağım Çukurları, Maskeli Rantiyeler ve Hakikatin Kendisi
Sosyal medyanın dijital dehlizlerinde, ağzından lağım suyu akan, fikir namusundan bihaber ne kadar sefil "içerik üreticisi" varsa hepsi sahhnede. Bunlara kızmak, öfke duymak bile haysiyete züldür; çünkü kale almak, o küçücük varlıklarına hak etmedikleri bir kıymet vermektir.
Ancak tablonun asıl acıklı ve tehlikeli yüzü şudur: Doldur sepeti tak koluna, herkes kendi yoluna! Ne insandan eser kalmış ne İslam'dan iz, ne de söyledikleriyle halleri uyuşan bir tutarlılıktan. Ne konuştuğunu bilen bir idrak var ortada, ne de yaşadığını savunan bir onur.
Bugün özellikle İslam düşmanlığını meslek edinmiş o sözde fenomen güruhuna bakın: Kendi sığlıklarını örtmek için ellerine bir bayrak gibi aldıkları tek şey Atatürk'tür. Lakin o kutsal ismi dillerine doladıkça, o tarihe ve bu millete ettikleri ihanetin katbekat fazlasını yapıyorlar. Çünkü bunlar Atatürk'ü savunmuyor; Atatürk üzerinden rant devşiriyor, cehaletlerini pazarlıyor, bu toprağın değerlerine duydukları kini yine o büyük ismin arkasına saklanarak kusuyorlar. Atatürk dedikçe batıyorlar; çünkü durdukları zemin bataklık!
Ve meseleyi asıl mecrasına oturtmak gerekirse:
Kimse bu coğrafyayı kimlikler üzerinden parsellemeye kalkmasın. Türkiye ne Kürtlerindir, ne Türklerindir, ne Araplarındır, ne Lazların, ne Alevilerin, ne Romanların... Ne de başka bir dilin, ırkın veya mezhebin tekelindedir. Hangi ideolojiye sahip olurlarsa olsunlar, kim nasıl bir maske takarsa taksın; Türkiye hiç kimsenin mülkü değildir!
Türkiye, on dört asır evvel Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz'in müjdelediği kutlu bir sığınak olduğu için, Osmanlı'dan sonra bu aziz Müslümanlara kalmıştır. Ve İslam nazarında kavmiyetçiliğin hükmü yoktur; Müslümanın Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı olmaz! Kim Kelime-i Şehadet ile bu dîne ve hakikate baş eğdiyse, o ancak bizim kardeşimizdir.
Sizler ise sadece dijital ekranların parıltılı yalanlarında yaşayan, ruhunu pazara çıkaran kiralık seslersiniz. Maskeleriniz çoktan düştü; ne vicdanınız kaldı ne de bu topraklara ait zerre kadar bir haysiyetiniz!