📜 Hayâ ve Hakîkat Muhasebesi

Herkesi aynı kefeye koyup hoyratça eleştiriyor, toplumsal değerleri hiçe sayarak sürekli bir itham dili kullanıyorsun. Seni ve bu üslubunu dışarıdan gören de sanki arka odada insanlığın kaderini değiştirecek devasa bir ilmî keşif yapıyor, atomu parçalıyor sanır! Oysa ortada ne derin bir fikir ne de faydalı bir çaba var; sadece sığ bir kibir ve sürekli bir başkalarını suçlama refleksi göze çarpıyor.

Sen bir taife-i nisa olarak, önce (الْحَيَاءُ مِنَ الْإِيمَانِ) yani "Hayâ imandandır" sözünün ne demek olduğunu öğrenmelisin. Hayâ, sadece bir örtü değil; insanın özünü, duruşunu ve ahlakını koruyan en temel kalkan, ruhun asaletidir. Bu hakikati kavramadan yapılan her çıkış, iradesiz bir savrulmadan öteye geçemez.

Sonra da düştüğün şu meş'um, mel'un, necis, bel hum edal olan meşhur hâl içindeki kâfir süslemeli neşterli şemailini teşhircilik görüntüsünden çıkar öyle konuş. Elindeki neşteri insanı iyileştirmek için değil, manevi değerleri ve hakikati biçmek için kullanan bu yapay duruştan sıyrıl; zira hakiki bir dava beden sergileyerek değil, fikir ve ahlakla yürütülür.

Zira sen ve senin gibi neşterli iradeler ancak ÇILLAPELELİK yaparak ömrünü tüketir. Hakikati bulma gayretiyle değil, boşlukta savrularak ve ne idüğü belirsiz heveslerin peşinde koşarak tüketilen bu gürültülü ömür, esamisi bile okunmayacak bir sükûtla zayi olup gidecektir. O yüzden önce ayna karşısında kendinizle bir hayâ ve hakikat muhasebesi yapın.